Düşünme Sanatı

Düşünme Sanatı

Koçlar Konuşuyor

Bugünün dünyası bizlerin eseridir, bizlerin düşüncelerinin yarattığı bir dünyada yaşıyoruz. Eğer ki hoşnut değilsek bu dünyadan ve bu dünya daha iyi bir yer olabilirdi diye düşünüyorsak, ne yapmamız gerekir?

İlk yapmamız gereken Düşünmek !

İstediğimiz dünyayı yaratabilecek şekilde oluşturmamız gerekiyor düşüncelerimizi. Bu yaşanılanlardan bu karmaşa dünyasından hoşnutsam, zaten kendi zihnimin de karmaşa içerisinde olmasına izin vermişim demektir. Buna karşılık olarak huzurun ve mutluluğun hâkim sürdüğü bir dünya istiyorsam, bu aradığım huzur ve mutluluğu, ilk olarak kendi zihnimde yaratmaya başlamam gerekiyor.

Bu yaklaşım Unesco’nun beyanlarında da ifade edilmiştir. Beyanda “Huzurun insanların zihninde başladığını ve huzurun korunmasının da orada oluşması gerektiğini açıklamıştır”. Bu sebepledir ki huzur bizlerin yüreklerinde ve zihinlerinde başlar ve böylelikle tüm dünyaya huzuru getirebiliriz.

Olumsuzlukların beni etkilemesine ne kadar izin verirsem, zihnim ve dünyanın da karmaşa içinde olmasına izin vermiş oluruz. İçimizde ne taşımak istediğimizin seçimini yapmamız mümkün değil mi? Mümkün tabii ki.

Son zamanlarda sıkça duyduğum ve beni mutlu eden şey, sosyal çevremdeki ve iş dünyasındaki insanların bir hayalinden bahsediyor olmaları; “Bahçeli bir evim olsun ve çiçeklerim olsun onlarla ilgileneyim”. Gerçekten çok güzel, en azından güzel bir hayalleri var.

Peki, iç dünyana dönüp baktığında, içinde kendi değerlerinden, duygularından, ya da enerjinden oluşan bir bahçeli evin var. Onlarda durum ne? Onlarla ne kadar ilgileniyorsun. Çiçek açıyorlarmış? Koku veriyorlar mı çevresindekilere? Gerçek hayatta hayalini kurduğun o eve sahip olduğunda yapmayı düşündüklerinin kaçını uyguluyorsun?

Bir önerim var size! Kendinizi en güvende ve huzurda hissettiğiniz bir yere geçin “Düşünme Sanatı” mı yaşamak adına, kendiniz ile ilgili bazı farkındalıklar yaşayın. Kendi dünyanızın bahçesinde neler oluyor bir bakın bakalım. Çiçekler gibi gelişen değerlere, duygulara, kişiliğe, enerjiye sahipsin zaten onlarla keyif alsana. İletişim kurduğun herkes bu çiçeklerin kokusundan haz duysunlar bırak. İçinde yaşadığın ve içinde bulunduğun mutluluğun, o güzel sevginin gerçeğini yaşatsana çevrene. Şu anda ne yapıyorsan onunla mutlu olmayı denedin mi hiç? Sor bakalım kendine.

Günümüzün gerçekleri de var evet unutmadım, bizlerin çok meşgul olması. Hayattan güzel şeyleri almak ve bu mutlulukları başkalarıyla paylaşmayı bu koşuşturmanın içinde unutuyoruz. Bizler de bu koşuşturma içinde içimizdeki bahçeyle ilgilenmeyi unutuyoruz. Bahçemiz bakımsızlıktan bir orman gibi yabani çiçeklerle dolup taşıyor. Oraya birileri girdiği zaman dikenli otlar önce bizim canımızı acıtıyor sonra da oraya aldığımız herkese batıyor.

Peki Yaşam! İnanın o da bu halde. İçimdeki o bahçeyle ilgilenmediğim ve yabani bir ormana dönüşmesine izin verdiğim için kimseye acı vermek istemesem de, başta kendime ve başkalarına zarar vermekten çekinmeyeceğim.

İşte içinde bulunduğumuz dünya şu anda bundan farksız mı?

Sabah uyandığınızda “Yine çekilmez bir gün daha” diye kendi kendinize söylenenler;  Yaşam güzelliğini yitirmiş ve büyük bir ıstırap veriyor sana.

“Eğer ki isterseniz zihninizdeki bu bahçeyi yeniden yaratabilirsiniz”

Bu bir seçimdir.

Bundan sonraki yazımla, içimizdeki bahçenin toprağını eşelemekle başlayalım işe ne dersiniz?

Sevgiyle kalın.



Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*